29 Ağustos 2017 Salı

HİKAYELER


   Size de oluyor mu? Beynimin içinde ne çok çekilmemiş fotoğraf karesi var ve henüz yaşanmamış enstantaneler... Ne çok anlatamadığım ama anlatmak için can attığım hikayeler...

   Aslında her yaşadığımız andan, olaydan hikaye çıkarabiliriz hatta yazabiliriz. Benim çok sevgili rahmetli babam balkona çıkar, çatıdaki kuşlardan hikaye anlatmaya başlardı hem de ne hikayeler. Şu gri kuş beyaz kuşa küsmüş, diğeri gelmemiş, bir diğeri oradan ayrılmış...Sanırsınız pembe dizi...daha ne hikayeler ilişkiler, özgürlük ve macera temalı bir dolu hikaye anlatır dururdu ben de dinlerdim...Ben de babam gibiyim  tek farkla o anlatmayı severdi bense yazmayı...

   Bazen de gördüklerim ve yaşadıklarımdan kaçmak isterim, unutmak, hatırlamamak...Yalnız kalmak uzaklaşmak yine de anlaşılmak ... Yazamam öyle zamanlarımda, acılarımda...Hafifleyince yaralarım gün yüzüne çıkar ve yazmaya başlarım...

   Fotoğraf çeken birisi olarak zaman zaman dünyayı Photoshop lamak isterim.Gri olan şeyleri renklendirmek ya da ağaçları mavi, gökyüzünü mor yapmayı düşünürüm...Ya da gözlerime filtre takarak dolaşmak ..bunun gibi şeyler işte...

    Sonuçta insanın kocaman ruhunu küçücük bedenine sığdırması zordur, yorar. Ama hayatın tüm bu yönleri gerçeklerden kaçış değildir bence. Farklı bakmayı istemektir ya da amuda kalkarak bakmak gibidir...

   En nihayetinde ben de herkes gibi hikâyeleri yaşar yazar ve paylaşırım ve kendimi yaşamın mucizelerine bırakırım daima... Mucizelere inanırım, her an yanı başımızdadır onlar..Rüzgar kadar yakın, bir çocuk gülüşü gibi masumdur onlar ve bir kalp atışı kadar gerçek...

   Hayatınız ve tüm hikayeleriniz sizi mucizelerle buluşturur umarım ......

24 Ağustos 2017 Perşembe

KAPI


Kapı deyip geçmeyin.Kapı,kapılar bir geçittir aslında..Yeniliklere açılan kapı,renkli kapı,eski tahta kapı,demir kapı,gıcırdayan kapı, büyük kapı...Hepsi bir merak,bir gizemin habercisi..Yaşanmışlıklar var kapıların ardında ve yaşanacak olanlar...Genelde kapı fotoğrafları çekmeyi çok severim ve hep düşünürüm..İçerideki hikayeleri,umutları,hayal kırıklıklarını,söylenen söylenmeyen tüm cümleleri...Kapıların dili olsa bize neler söyler neler anlatırdı acaba?

10 Ağustos 2017 Perşembe

HEDEF NEDİR?NASIL KOYULUR?





Son günlerde en çok düşündüğüm, üzerinde kafa patlattığım konuların başında; Hedef Nedir?,Hedef nasıl koyulur?konuları geliyor açıkçası.Yıllardır kendime farklı hedefler koyan ve bunların bir kısmını gerçekleştiren bir kişi olarak ,uzunca bir süredir yeni bir hedefimin olmadığını farkettim.

Kaçımızın gerçek anlamda bir hedefi ya da hedefleri var.Yani isteklerden bahsetmiyorum. Evim olsun,arabam olsun gibi değil..Yaşamın içinde varolabilmek için,belli idealler ve prensipler doğrultusunda gerçekleştirmek, ulaşmak istediğimiz amaçlardan bahsediyorum.

İyi bir evinizin olması bir istek birçoğumuzun istediği gibi..Ama ev için para gerekiyor hem de çok para..İşte o parayı nasıl ve hangi yolla ,hangi aşamalarla kazanıp biriktirmeniz hedefe giden yolunuz..

Çoğumuz hayal kurarız,bazen bunların yeri değişir,şekli değişir..Hayal kurmak ve hedef koymak arasında yakın bir ilişki var,hem çok yakınlar hem de çok uzak olabilecek 2 olgular..Neden derseniz?Hep hayal kurmak,sadece istemek,hayalden hayale geçmek tek başına yetersiz.Bu yolculuğun temel taşı istemek,düşlemek elbette.En büyük buluşlar ve şu an dokunduğumuz herşey birilerinin hayaliydi.Ama unutmayalım ki; hayalperest bir şekilde sadece kurgulamak eksik kalıyor.

İşte o zaman da 2. evre devreye giriyor.Hayalini bul ve hedefin haline getir.Hedefin için ulaşılması gereken yolları prensipli bir şekilde uygula.Bunun olacağına inan.Kendine inan,hedefine inan.

Yani;
1-Önce kendine uygun düşü,hayali seç.Hayali iste,kendini orada düşle,hisset..

2-Sonra hayalin olarak düşündüğünü hedef olarak koy kendine.

3-Hedefin bir statejisi olmalı ya ni bölüm bölüm ilerlemeli.Mesela ilaç sektöründe çalıştığım uzun yıllar boyunca aldığım stateji ve hedef koyma derslerinde öğrendiğim en önemli şey şu oldu."Filin tamamını yiyemiyorsan bölerek ye."

4-Hedef üzerinde çalış, hem de hergün.Pes etme.Olacağına inan.Önce iste sonra inan.Hedefine yoğunlaş..
Mesela ben tanıyabileceğiniz en çabuk sıkılan insanlardan biriyim.Önce isterim yaparım sonra başka bir şey ister onu yaparım.Anı yaşamak felsefini baz alırsak zevkli evet ama amaçsız.Mesela ilaç sektöründen ayrılıp anne olduktan sonra bir sürü kursa gittim.İngilizce,takı,grafik,emlak,yoga v.s.Bu arada yazı yazmaya devam ediyor ve fotoğraf çekiyordum sürekli.Ama şu ana geldiğimde anlıyorum ki;Sadece bir hedefim olsaydı ve ben o hedef doğrultusunda ilerleyip tüm bu kursları,eğitimleri alsaydım şu an iyi para kazanan hedefine ulaşmış bir insandım.Neyse geçte olsa anlamak güzel yine de :)

5-Önemli bir konu var ki o da şu; hedefin esnek olmalı..İstek ve inanca evet ama gereksiz bir inada hayır.Yolunuzda ilerlerken bir kapı başka bir kapıyı açabilir,yöntem değişikliği gerekebilir mesela...

6-Bir de bence önemli başka bir bakış açısı var ki,O da işe günlük hayatınızı düzenlemekle başlamanız daha iyi olur.Gün içindeki zamanınızı nasıl geçirdiğinizi ve neleri toparlamanız gerektiğini bilirseniz işiniz kolaylaşır ve daha çok zamana sahip olursunuz.

Genel olarak bugün sizlerle paylaşmak istediklerim bunlar.Son zamanlarda yaşım da gereği, hayatımı biçimlendirmek ve para kazanmak istek ve ihtiyacı içindeyim.Bir çoğunuzunda benim gibi arayışı olduğuna eminim.Kendimizi bulma yolunda istek ve amaçlarımızın önemli olduğu kanısındayım.

Yıllarca benim şu an okuduğunuz bloğumun ismi "Düş Tasarımcısı" idi mesela..Evet hep düşlemekten bahsettim,düşleyin dedim.Ama şimdi buna yeni bir şey eklemenin zamanı geldi.Düşle ve sonra da Hedefle...Elinden geleni yap.İste ve İnan.

Sevgiyle Kalın :)