NELER YAŞIYORUM?
Şubatın ve Mart ayının büyük kısmı hastalıkla geçti. Bu griple karışık hastalık beni pek yordu, son zamanlarda sürekli öksürmekten içim dışıma çıktı doğrusu. Virüs beni sevdi galiba ama ben onu hiç sevmedim.
Sonra ekonomi pek bir tuhaf oldu aslında geçen yıldan daha çok zorluyor. Kuşumuzu da sayarsak ev ahalisi toplam 4 canlıyız ve herkesin yeme şekli farklı.
Mesela ben glutensiz beslensem iyi olur ama böyle şeyler genelde daha pahalı, evde kendim yapsam süreklilik yorucu. Yine de en çok buzdolabına para harcanıyor.
Geçen gün ablamlarla bir kafeye gidelim dedik. Türk kahvesi 160 lira, Cafe latte 200 lira olmuş. Bence fiyatlar çok abartılı olmaya başladı. Ben kafe açsam kesinlikle fiyatları düşük tutardım.
Bir arkadaşım bahçesine davet etti geçenlerde. Tüm fotoğrafçı dostlar katıldık ve bizi çok güzel ağırladı sağ olsun. Orada tatlı bir kedicik vardı yanımıza geldi patisini gösterdi, yaralanmış gibiydi. Ben de yanımdaki temiz mendiller ve merhemlerle ona pansuman yaptım sonra karnını doyurduk, o da mis gibi uyudu yavrucuk.
Kardeşimin kalbiyle ilgili bir operasyonu vardı neyse ki iyi geçti çok şükür, ailecek çok sevindik iyi olmasına. Her zaman önce sağlık diyorum.
Bir kaç kitap okudum ve bir iki dizi izledim. Dizilerden biri HBO da ki " İn Treatment" isimli harika bir dizi.
Her bölümde Paul isimli terapistin hastaları ile arasındaki seansları anlatıyor ve çok etkileyici çıkarımlar yapılıyor. Sevdim bu diziyi.
Onun dışında dünya delirmiş ne diyebilirim ki...Haberleri izlemek bile insanı yoruyor, üzüyor. Dünya deli bari biz aklımızı koruyalım diyerek yazıma son veriyorum:)
Hepimize neşe, samimiyet ve insaniyet dolu günler diliyorum.



0 Yorumlar